Edremit Neyi ile Meşhur? Bir Psikoloğun Gözünden Şehrin Ruhuna Yolculuk İnsan Davranışlarını Çözümlemeye Çalışan Bir Psikoloğun Meraklı Girişi Bir psikolog olarak her zaman şunu merak etmişimdir: Bir şehir yalnızca coğrafyasıyla mı hatırlanır, yoksa insan ruhunda bıraktığı duygusal izlerle mi meşhur olur? “Edremit neyi ile meşhur?” sorusu ilk bakışta basit bir bilgi arayışı gibi görünse de, aslında bir yerin insan zihninde ve kalbinde nasıl yer ettiğini anlamak için derin bir psikolojik çağrıdır. Edremit; doğası, zeytini, denizi ve insan sıcaklığıyla tanınır. Fakat psikolojik bir mercekten baktığımızda, onun meşhurluğu yalnızca maddi unsurlarda değil, insanın iç dünyasında yarattığı huzur, aidiyet ve farkındalık duygularında gizlidir.…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Yasal Grev Türleri Bir eğitimci için her deneyim bir öğrenme fırsatıdır. Öğrenme, yalnızca sınıf ortamında değil, yaşamın tüm alanlarında gerçekleşir. Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi”nde belirttiği gibi, öğrenme insanın dünyayla kurduğu eleştirel diyalogdur. Bu bağlamda grev de, bir hak mücadelesinden öte, öğrenmenin ve farkındalığın bir biçimidir. “Yasal grev türleri nelerdir?” sorusunu bu açıdan ele almak, bireyin ve toplumun nasıl öğrendiğini anlamak açısından büyük önem taşır. Grev ve Öğrenme Arasındaki Pedagojik Bağ Her grev, bir öğrenme sürecidir. Birey, haklarını keşfeder, toplumsal sorumluluğunu fark eder, dayanışmayı öğrenir. Toplum ise adaletin, paylaşımın ve eşitliğin anlamını yeniden düşünür. Eğitimde olduğu gibi…
Yorum BırakKangurular En Çok Neyi Sever? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Bakış Kangurular, sadece Avustralya’nın simgelerinden biri olmakla kalmaz, aynı zamanda dünya çapında sevimlilikleriyle bilinirler. Peki, kangurular en çok neyi sever? Onları sadece zıplarken ve otlaklarda gezerken görmekle yetinmek yerine, gerçekten neyi sevdiklerini ve neyle mutlu olduklarını anlamak, bu sevimli yaratıklara dair ilginç bir bakış açısı sunar. Küresel ve yerel perspektiflerden ele alındığında, kanguruların sevdiği şeyler, kültürel ve toplumsal etkilerle şekillenen farklı algıları da beraberinde getiriyor. Gelin, bu konuya farklı açılardan birlikte bakalım. Kanguruların Sevdiği Şeyler: Evrensel Bir Bakış Kangurular, doğalarının gereği olarak genellikle otçuldurlar ve sevdikleri şeylerin başında çeşitli bitkiler…
Yorum Bırakİzafiyet Teorisi Ne Anlatıyor? Zaman, Mekân ve İnsan Zihninin Dansı Bir psikolog olarak insan davranışlarının karmaşık doğasını anlamaya çalışırken sık sık fizik biliminin metaforik derinliğine sığınırım. Özellikle İzafiyet Teorisi… Einstein’ın evrenin işleyişine dair ortaya koyduğu bu teori, yalnızca zamanı ve mekânı değil, aynı zamanda insan zihninin algısal sınırlarını da sorgulamamıza neden olur. Peki, izafiyet teorisi ne anlatıyor? Belki de bundan çok daha fazlasını… Zamanın Psikolojisi: Algı, Görecelik ve Bilişsel Sapmalar Einstein’a göre zaman, mutlak değildir; gözlemcinin konumuna, hızına ve bakış açısına göre değişir. Psikolojide de benzer bir durum vardır: zaman algısı her bireyde farklı işler. Bir çocuk için bir gün…
Yorum BırakGümüşhane Eski Adı Nedir? Antropolojik Bir Bakış Kültürlerin çeşitliliğini merak eden bir antropolog olarak, dünyanın dört bir yanındaki yerleşimlerin geçmişine bakarak, bir halkın tarihini, kimliğini ve toplumsal yapısını daha iyi anlamaya çalışıyorum. Geçmişin derinliklerine inmek, sembollerle, ritüellerle ve topluluk yapılarına dair ipuçları sunar. Bugün sizleri, Türkiye’nin Karadeniz bölgesinde yer alan Gümüşhane’nin tarihî kimliğine doğru bir yolculuğa çıkarmaya davet ediyorum. Peki, Gümüşhane’nin eski adı nedir ve bu adın taşıdığı antropolojik anlam ne olabilir? Gümüşhane’nin Eski Adı: “Kadıgölü” ve Anlamı Gümüşhane’nin bugünkü adı, kelime olarak gümüş madeniyle ilgili bir çağrışım yaparken, şehrin eski adı “Kadıgölü” ise çok daha farklı bir anlam taşır.…
Yorum BırakMerhaba sevgili okur — bir fincan kahveyle veya çayla gel, çünkü bugün “Kalyon’un sahibi kim?” sorusunu biraz espirili, biraz stratejik, biraz empatik yaklaşımlarla çözeceğiz. Hazırsan başlıyoruz! — 🏗 Kalyon’un “Patronu” kimdir, “Sahibi” mi dersin? Kalyon Holding’in sahibi olarak sıkça adı geçen kişi Cemal Kalyoncu. ([Son Haberler][1]) Ama tabii bu iş – “tek sahibi” gibi düz bir kayıtla ifade edilmeyecek kadar aile, sermaye, yönetim iç içe. Kalyon, 1974 yılında babaları Mehmet Kalyoncu’nun izinden giderek Hasan Kalyoncu ve Cemal Kalyoncu kardeşler tarafından kurulmuş bir holding hâline gelmiş. ([Haberler][2]) Bugün yönetim yapısında Orhan Cemal Kalyoncu’nun etkisi ve temsil gücü öne çıkıyor. ([Haberler][2]) Yani…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Başlayan Yolculuk Bir eğitimci olarak yıllar içinde şunu gözlemledim: öğrenmek yalnızca bilgi edinmek değildir; insanın dünyayı algılama biçimini, değerlerini, bakış açısını dönüştürür. Öğrenci, yalnızca bir dersi tamamlayıp sınavı geçmekle kalmaz; o süreç boyunca zihnindeki kabuklar çatlar, düşünceleri esner, yeni bağlamlar tesis eder. İşte bu yüzden, bir konunun peşine düşmek; her bir ayrıntısını metotlarla irdelemek, bizi hem bilgiye hem de bilince yaklaştırır. Bugün ele alacağımız konu: “Görümce filmi nerede çekildi?” sorusunun çevresinde dönüyor. Ancak niyetimiz yalnızca bir mekânsal tespitten ibaret değil. Bu soruyu, öğrenme teorileri, pedagojik yaklaşımlar ve bireysel-toplumsal etkiler bağlamında tartışarak, sinema-prodüksiyon coğrafyasının eğitimsel bir pencereye nasıl…
Yorum BırakKelimenin Işığı: Görme Alanı Kaç Olmalı? Edebiyat, kelimelerin görme biçimidir. Bir yazar, dünyayı yalnız gözleriyle değil, kelimeleriyle de görür. Görme alanı yalnızca fiziksel bir ölçü değil, aynı zamanda bir ruh genişliğidir. Bir karakterin, bir şairin, bir anlatıcının “görme alanı” onun evrenle kurduğu ilişkinin sınırlarını belirler. Kelimeyle dünyayı görmek, bazen bir pencereden dışarıya bakmak kadar dar, bazen de bir roman boyunca insanın iç evreninde kaybolmak kadar geniştir. Edebiyatta Görmenin Sınırları Edebiyat tarihi, “gören” ve “görmeyen” karakterlerle doludur. Sophokles’in Kral Oidipus’u, gözleri açıkken hakikati göremez; gözlerini kör ettiğinde ise gerçeğin farkına varır. Burada görme alanı yalnızca fiziksel değil, metafizik bir derinlik kazanır.…
Yorum BırakHâlâ mı, hala mı? Küçük Bir Şapkanın Büyük Hikâyesi Türkçeyi farklı açılardan tartışmayı seven biri olarak, “Hâlâ mı, hala mı?” sorusunun sadece bir yazım ayrıntısı olmadığını; kültür, duygu ve iletişim açısından kocaman bir mesele olduğunu düşünüyorum. Gelin birlikte hem veriye bakanların hem de insana bakanların penceresinden bu minik ama etkili şapkanın (“^”) dünyasını keşfedelim. Yorumlarda deneyimlerinizi, takıldığınız örnekleri ve favori ipuçlarınızı paylaşın—bu yazıyı birlikte zenginleştirelim. İmla bir ayrıntı değil; anlamı taşıyan sessiz bir rehberdir. Temel Ayrım: Hâlâ ≠ Hala hâlâ: “still/henüz” anlamında bir zaman zarfı. “Hâlâ bekliyorum.” = “Şu ana dek beklemeye devam ediyorum.” hala: “babanın kız kardeşi”, yani akraba.…
Yorum BırakGiresun Güce Rakımı Kaç? Bir Coğrafyanın Siyasetle Kurduğu Sessiz Diyalog Giriş: Yüksekliğin İktidarı Bir siyaset bilimci için rakım yalnızca bir sayısal veri değildir; o, toplumsal düzenin, mekânsal iktidarın ve insanın doğayla kurduğu ilişkinin metaforudur. Giresun’un Güce ilçesi, deniz seviyesinden yaklaşık 370 metre yükseklikte yer alır. Ancak bu rakam, yalnızca toprağın yüksekliğini değil, aynı zamanda insanın dünyaya bakış yüksekliğini de anlatır. Coğrafya, siyaset bilimi için kaderdir. Çünkü bir yerin rakımı, oradaki iktidar biçimini, ekonomik ilişkileri ve toplumsal dayanışma ağlarını şekillendirir. Güce gibi Karadeniz’in sarp dağlarının arasında konumlanmış bir ilçe, yalnızca doğayla değil, devletle, kurumlarla ve ideolojiyle de sürekli bir müzakere hâlindedir.…
Yorum Bırak